Köroğlu

Ben o zaman Köroğlu’nu hatırlıyordum. Ama düşmanlar Köroğlu’nun da başını alıp gittiler, “Tekrar Türkmen bir başın altında bir gövde olup birleşmesinler” diye... Ama... Ama Cıgalı Bey diri ne de olsa! Bütün destanda Cıgalı Bey’in öldüğünü anlatan bir yer yok ki... Belki... belki de, Cıgalı Bey “Türkmende yine bir er yiğit çıkar” diye beklemektedir o gün bu gündür! Er yiğit, şir yiğit, zor yiğit gerek, esir Türkmen’e sahip çıkacak! Köroğlu Bey gerek!

(30.sayfa) 


Köroğlu’nun burma kılcın12, cızanı13 ver, Cıgalıbeg!
Başım koyup savaşırım, cıganı ver, Cıgalıbeg!..

(31.sayfa) 


Selçuklular ve Mahtumkulu, Osmanlılar ve Köroğlu; bunlar birbirlerinden pek de habersiz olmasalar gerek.

(64.sayfa) 


Benim kalbim, benim hafızam, Oğuz Han’ın, Tuğrul Bey’in, Köroglu Bey’in ve daha da birçoklarının yaşadığı manevi meydandır.

(74.sayfa) 


Kıratıyla dörtnala gezen Köroğlu’nun ruhu vardır bu topraklarda.

(78.sayfa) 


Tarihin derinliklerinde at koşturan atalarımıza özenip, onlarla sohbet edip dertleşmek gelir insanın içinden. Ama onlar kendi dertleriyle yani il derdiyle meşguldür. Birden şu yüce dağların içinden Köroğlu’nun yürekleri çoşturan sedasını duyarsın.

 

Gelin, beğler, mey içelim,
Bir zaman gönül açalım,
Düşman kovup, yol geçelim,
Kadim Türkmen yolu ile!

Köroğlu’nun Ali’sini(1)
Doldur, ver piyalesini,
Külli Türkmen balasını,
Ben severim, ili ile!

 

“Köroğlu, Köroğlu Bey, ben buradayım!” diye bağırırsın!. Köroğlu seni duymaz! Ama sen onun sesini, Kıratı’nın toynak vuruşunu, yanındaymış gibi duyarsın. Gözlerinden ince ince yaş dökülür. Köroğlu’nun durduğu dağlara ise yoğun duman çöker...

(96-97.sayfa) 


Dede Korkut’un ruhu:

-“Yaz, milletin uygun gördüğü, alnına, zihnine, kalbine yazılanlar kutsal olur!” dedi.

Köroğlu Beyin ruhu:

-“Doğru yolu olan millet mutludur. Milletin mutluluğu, vatanını, yurdunu cesurca koruyabilmesindedir. Milletin mutluluğu, bugün senin elinde. Sen Türkmen milletine altın hayatın yolunu göster, bu senin talimatın olur, bu senin yolun olur, Saparmurat!” dedi.

(148.sayfa) 


Bugün Köroğlu Bey’in özlem duyduğu devlete, devletliliğe ulaştık.

(153.sayfa) 


Köroğlu, benim hayatımda ayrı bir ufuk açtı, onun dünyasında adalet vardı. Ben, dünyada adaletten daha büyük bir şeyin olmadığını anladım.

(156.sayfa) 


Oturup düşündüğümde yetim olmadığımı gördüm! Oğuz Han gibi atası, Dede Korkut gibi muallimi, Köroğlu gibi ağabeyi, Mahtumkulu gibi akıl hocası olan birisi hiç yetim olur mu?

(156.sayfa) 


Türkmen tarihinin üçüncü devri Köroğlu devri, Türkmen milletinin namının dünyaya duyulan devridir.

(157.sayfa) 


Köroğlu Bey’in talimatı halkın hafızasında Köroğlu yolu olarak kalmıştır.

(164.sayfa) 


“Oğuzname”’yi, “Dede Korkut”u ya da “Köroğlu”yu okuyun; tabiat ile öyle güzel bir uyum ve ilişki görürsünüz ki, bu baba ile oğul arasındaki ilişkiyi hatırlatır.

(180.sayfa) 


Büyük “Köroğlu” destanında da kibirin insanı nereye götürdüğü kör gözlere bile gösterilir.

Köroğlu, baharda kırk yiğidi ile gezintiye çıkar, kırk yiğidini Köse komutasında “Bize kırk çeşit av getir” diye gönderip kendisi şarap içmeye başlar. Bir kadeh, iki kadeh, üç kadeh. Evlatlığı Ayvaz artık içirtmemeye çalışır. Köroğlu:

-Hey, Ayvaz’ım, ben ne söylersem doğrudur deyiver, beni kızdırırsan kelleni uçuruveririm!

-Doğrudur, ağa.

-Nuşirevan benim gibi adaletle ülke yönetmemiştir.

-Doğrudur, ağa!

- Hatami Tai dahi benim gibi adil aş paylaştırmamıştır.

- Doğrudur, ağa!

- Hazreti Ali dahi benim gibi döne döne savaşmamıştır!

- Hey ağa, çizmeyi aştın. Kuran’a dil uzattın!

Köroğlu da, içkinin tesiriyle ileri gittiğini farkedip, kırk yiğidin örtüsüyle üstünü örtüp, uyuyarak açılmak ister. Uykudayken Arap Reyhan’a esir düşer. Arap Reyhan kibiri nedeniyle eline düşen Köroğlu’nu kendi yurduna götürürken övünür. O zaman Köroğlu kendi düşmanına da nasihat eder:

 

Her menzilde kuzu kaptım,
Varıp İstanbul’u çaptım1.
Ben kibirimden taptım,
Arap tekebbürlük2 etme!

 

Kibirden başına bela gelen Köroğlu kendi düşmanına bile kibirlilik etmemeyi nasihat eder. Arap Reyhan’ın kibiri ölümüne, Köroğlu’nun aman dilemesi ise onun tekrar özgür olmasına yol açar.

(193.sayfa) 


Köroğlu, Alp Arslan gibi şahsiyetler sıradan insan değillerdir.

(197.sayfa) 


İlk atan Oğuz Han, Korkut halipan(20),
Altmış asrın tarihidir hafızan.
Karakum’un; desterhanın(21), hazinen
Rızık, bereketli; varlı Türkmensin!

(274.sayfa) 


Köroğlu dutarı boş yere eline almamıştır. Çünkü bu dönemin ruhu dutar ile sembolize edilmiştir. Bu çağın ruhunda taşları kıran, dağları yıkan muazzam güç toplanmıştır. Bu güç sadece yeryüzünde hüküm sürmeyerek gökyüzüne kadar ulaşmıştır. Oğuz Han’ın siyasi ve askeri hızı, kültürel ve tarihi hıza dönüşmüştür. Bu devrin manevi önderi Köroğlu’dur.

(292.sayfa) 


Köroğlu’nun, Tuğrul Bey’in savaş verdiği yerlere gidip Mahtumkulu’nun sevdiği dağları görüp sevin.

(340.sayfa) 


Bazen çok yoruluyorum. O zaman bir fırsattan faydalanarak at harasına gidiyorum. Benim ayak seslerimi duyunca kıratım kişnemeye, tepinmeye başlıyor. Durduğu mekanın içinde tepinip, oynayarak bana iltifatını bildiriyor. Yanıma geliyor. Başını okşuyorum, yelesini tarıyorum, elma gibi gözlerine bakıyorum. Köroğlu’nun “Dilin varsa söyle Kırat” sözleri aklıma geliyor. Ama dilsiz olsa bile sevincini gözleri ile anlatıyor. Onu kucağıma alasım geliyor… Ve yine Köroğlu aklıma geliyor: Niçin “Evlat dilemedim, atımı diledim” dediğini daha iyi anlıyorum…

(341.sayfa)