Büyük Saparmurat Türkmenbaşı'nın aziz annesı hakkında

Ben, sık sık kendi annemi hatırlıyorum. Elli yıldan aşkın bir zaman geçmesine rağmen sevgili anneciğimin güler yüzü hala gözlerimin önünde. Ben, o tebessümü gecenin karanlığında bile, kapalı gözlerimle görebilirim.

Annem, gün boyu halı dokurdu. Tarağın sesi, atın toynak vurması gibi garip hanemizde yankılanıyordu. Alışkanlığım gereği sabah erkenden kalktığımda, annemin halı dokuduğu odaya gider ve onu her zaman çalışır halde görürdüm. Geceleri bizi yatırdıktan sonra da çalışırdı. Ben endişelenirdim. Annem, diğer anneler gibi dinlenmezdi. Gezmeye de gitmezdi. Annemden mahrum olduktan uzun zaman sonra bize iyi bir geçim sağlamak için gece ve gündüz çalıştığını anladım. O, derdini çalışarak gideriyormuş. Hâlâ hafızamda:

-“Anne, anneciğim, lütfen dinlenir misin, baksana ellerin yoruldu” diyordum. O zaman beni kucağına alıp, bebeği sardığı gibi beni sarıp severdi. Yüzüme bakıp, kara gözleriyle seyrederek tebessüm ederdi. İşte o tebessüm halen kalbimde, yüreğimde, aklımda ve dünyamda yaşıyor. Ben, annemin onlarca, binlerce tebessümünü hep hafızamda tutuyorum. Hayret edilecek bir şey! O tebessümü ne yıllar ne de yeller hafızamdam silemedi. Ben zor duruma düştüğümde, her zaman annemin güler yüzünü hatırlıyorum. O zaman o tebessüm dünyama, kalbime yayılıp yorgunluğumu bir anda gideriveriyor, sanki biri eliyle bu yorgunluğu kaldırmış gibi oluyor. Ben masaldaki kişi gibi tüm hastalıklarımdan kurtuluyorum. Masaldaki o ihtiyar gibi tebessüm gücü ile altmış yaştan yedi-sekiz yaşlı çocuğa dönüyorum. Benim ruhum kuş gibi göklere uçtuğunda, değil insanlar, diğer yaratıkların, kuşların, bitkilerin de dilini anlıyorum. Annemin gözlerindeki ilahi nur kalbime ışık tutuyor. Benim hayatım, ömrüm anne tebessümü ile daha güzel, daha lezzetli oluyor. O tebessüm bana ilâhi kudret veriyor.

Annemden kalan o tebessüm benim hazinem, benim zenginliğim, o tebessüm gibi aziz şeyi ben dünyada altınlar verip alamam, rica edip, yalvarıp alamam. Define gibi arasam da bulamam.

Kimin hayatında böyle bir tebessüm yok ki? Kâbe değerindeki annenden, kıble kıymetindeki babandan kalan kudretli tebessüm vardır ve çoktur. O tebessümler bizi yaşatıyor. Ama belki çeşitli sebeplerden dolayı o tebessümlere önem verip değerlendirmemişizdir…

(337-338-339.sayfa)