|
|
Türkmen halısı
|
|
Eğer
dünya çapında güzelliğin, kamilliğin bayrağını
yaratmak gerekirse, bu bayrak Türkmenin enfes halısı olacaktır!
(26.sayfa)
|
Kadim
tarihçiler, eserlerinde en güzel kumaşların Mervde,
Nusayda dokunduğunu yazmışlar. Türkmen yaylası ipek
kumaşlarla ve ipek halılarla da dünyaya nam salmıştır.
(58.sayfa)
|
Türkmen
atı, halısı, müzikal enstrümanları, dutarı,
takıları ve ziynetleri, alabay köpeği, sarıca
koyunu, ak buğdayı milletimizin oluşturduğu maddi değerlerin
esas parçaları ve ilk bakışta göze çarpanlarıdır.
Bunların Türkmenlere ait olduğunu ispat etmek için delil
aramaya dahi gerek yoktur.
(67.sayfa)
|
Ak
buğday, beş bin yıl önce de varmış.
Türkmenlerin Ahal Teke atı,
Türkmen köpeği, halısı ve diğerleri hakkında
da aynı tarihi söylememiz gerekmektedir.
Bütün bunlarda şöyle mühim
bir sonuç çıkıyor: Yani bu değerler, Türkmen Halkının
beş bin yaşında olduğu fikrine dudak büken kimselerin gözüne
sokulabilecek kati delillerdir.
(68.sayfa)
|
Tarihte ecdadımız
kendilerini dünyaya kılıçla tanıtmışsa, bugün
biz kendimizi aklımız, zengin manevi değerlerimiz ile tanıtırız.
Türkmenistan, benzeri olmayan harika Ahalteke atları ile, dünya
sanatının harika örneklerine dönüşen halıları ve
sınırsız tabiat zenginlikleri ile tanınmıştır.
(158.sayfa)
|
|
Halı,
bizim için sanattır.
Ecdadımız için ise halı, ilim ve dünya
görüşü olmuştur.
(162.sayfa)
|
Türkmen halkının kalbi halısı
gibi güzel, keteni gibi parlak, müziği gibi ince duygulu, tabiatı
gibi mütevazidir.
(183.sayfa)
Annem, gün boyu
halı dokurdu. Tarağın sesi, atın toynak vurması
gibi garip hanemizde yankılanıyordu. Alışkanlığım
gereği sabah erkenden kalktığımda, annemin halı
dokuduğu odaya gider ve onu her zaman çalışır halde görürdüm.
Geceleri bizi yatırdıktan sonra da çalışırdı.
Ben endişelenirdim. Annem, diğer anneler gibi dinlenmezdi. Gezmeye
de gitmezdi. Annemden mahrum olduktan uzun zaman sonra bize iyi bir geçim
sağlamak için gece ve gündüz çalıştığını
anladım. O, derdini çalışarak gideriyormuş.
(338.sayfa)
|
|
|