Büyük Hun hakanı Mete’nin Çin hükümdarı Hiao-Wen’e yazdığı mektuplarından


“Tanrı tarafından tahta çıkarılan Büyük Hun hakanı, Çin hükümdarına selam ve esenlikler diler. Ali-hazretinizden yakın zamanda barış ve iyi ilişkileri içeren bir mektup alınmıştır. Bu hal iki tarafın da isteğidir ve namede ifade edilenler aynen gereği gibi yerine getirilmiştir.

Son zamanlarda sizin sınır muhafızlarınız Batı Han’ı Toki’yi umursamaz. Toki ise benden izinsiz Hu-Heu Nançju ve diğerlerinin tesirinde kalarak Çin muhafızları ile çarpışır, böylece iki hükümdar arasında imzalanan anlaşma hükümleri bozulmuş olup, dostluk ilişkilerimize zarar verilmiştir. Hakan ülkesini komşu devlete karşı düşman haline getirmiştir. Çin hükümdarından gazap yüklü iki name alındı. Size cevap getiren elçimiz ise hala geri dönmemiştir. Gerçi Çin elçisi de daha geri dönmemiş olabilir. Bu durum iki komşu devletin arasında istenilmeyen durumlara neden olmuştur.

Anlaşmayı bozan bazı muhafızların hareketidir. Onları cezalandırması için Toki Bey’e emir verdim.

Tanrı’nın yardımıyla yiğitlerimiz çevik-çalak, atlarımız güçlü-kuvvetli olduğu için bozguncularla yapılan savaşta zafer kazandılar. Kılıçlarımızın keskinliği sayesinde bozguncular dağılıp, teslim oldular. Yakın zamanda Orta Asya’da, Lölan, Usun, Hukut ve benzer toplam 26 boy ve ülkeyi hakimiyetimiz altına aldık.Bu yurtların halkının tamamı bize tabi olup, bütün iller ilimiz oldu.

Kuzey ülkelerde barışı, huzur ve güveni sağladıktan sonra orduya istirahat, atları otlatmak niyetim var. Aramızda olup geçenleri unutup, eski anlaşmayı yenilemek istiyorum. Önceki dönemde olduğu gibi sınır boylarındaki halk barış içinde rahat yaşasın. Çocuklar büyüsün, ihtiyarlar ömürlerinin sonuna kadar huzur içinde yaşasın. Nesilden nesile barış ve huzur hüküm sürsün.

Bu zamana kadar Çin hükümdarından haber alamadığımız için bu nameyi köşk veziri He-u-Tsiye ile gönderiyorum. Beraberinde ise, bir deve, iki binek atı, sekiz araba atı gönderiyorum. Eğer hükümdar, Hunluların Çin sınırlarına yaklaşmasını istemiyorsa, sınır muhafızlarına ve serhat boyunda yaşayan halka sınırlardan uzaklaşmayı emretmelidir.”

(214-215.sayfa)