|
Milletler vardır
ki onu şimdi yaşayan fertleri yükseltmelidir.
Milletler vardır
ki onun fertleri yükselip onun derecesine yükselmelidir.
Türkmen milleti büyük
millettir. Onun fertleri yükselerek onun büyüklüğüne
ermelidir.
(94.sayfa)
Milletini
tanımak er işi, akıllı adam işidir!
(96.sayfa)
Millet
olarak yaşamak büyük mutluluktur. Tam bir millet olmanın en
önemli şartı bağımsız bir ülke olmaktır.
Türkmenler son yedi-sekiz yüzyılda bölünmez bir millete dönüşmenin
özlemini çekmişlerdir. Bağımsız bir devlet olmamız,
Türkmenlerin asırlar boyu çektiği özleme ulaşma imkanı
sağladı.
(147.sayfa)
1889
yılında Güney Sibiryada Orhun ırmağı
boyunda, üzerinde tarihi yazılar olan taşlar bulunmuştur. Bu
kitabelerde kullanılan alfabenin eski Türkmen alfabesi,
metinlerin ise eski Türkmen dili olduğu bilim adamları
tarafından 1893 yılında anlaşılmıştır.
Böylece, 38 harften oluşan eski Türkmen alfabesi keşfedildi.
Kitabelerde şöyle bir cümle vardır: Ey Oğuz Beyleri,
Oğuz Milleti, işitin; üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız
yer yarılmadıkça, senin ilini, töreni kim bozabilir.
Burada Oğuzların yani, Türkmenlerin yok olmamasından
söz ediliyor, bağımsız olarak yaşamak vurgulanıyor.
Halk arasında hala kullanılan, taşa yazılmış
gibi ifadesini en güzel anlatan söz bu veciz cümledir.
(147-148.sayfa)
Ben geçmişime çok defalar dönüp baktım.
Ruhname kitabını yazmak hakkında çok düşündüm.
Her defasında atam Oğuz Hanın ruhu:
-Yaz, milletin, il-ulusunun türeyen yeri güzergah
olur, milletin, il-ulusunun uygun gördüğü yer yurt olur,
milletin, il-ulusunun arzuları hasıl olur! dedi.
Dede Korkutun ruhu:
-Yaz, milletin uygun gördüğü, alnına,
zihnine, kalbine yazılanlar kutsal olur! dedi.
Köroğlu Beyin ruhu:
-Doğru yolu olan millet mutludur. Milletin
mutluluğu, vatanını, yurdunu cesurca
koruyabilmesindedir. Milletin mutluluğu, bugün senin elinde.
Sen Türkmen milletine altın hayatın yolunu göster, bu
senin talimatın olur, bu senin yolun olur, Saparmurat! dedi.
Mahtumkulu Atamızın ruhu şöyle dedi:
Gönüller, yürekler bir olup başlar,
Tartsa yığın, erir topraklar, taşlar.
Bir sofrada hazır kılınsa aşlar,
Götürülür ol ikbali Türkmenin!
Kıblem babamın, Kabem anamın ruhları:
-Allah Türkmenin dört kahramanını
Oğuz Han, Dede Korkut, Köroğlu ve Mahtumkuluyu
peygamberlere varis kılmıştır. Bugün Allahu Teâlâ
seni onlara varis kıldı. Ömrünü Türkmen milletinin
birlik içinde, altın çağda devran sürmesine ada, yol göster
oğlum! dediler.
(148.sayfa)
Ben zaman zaman,
milletimle aşırı mı kıvanç duyuyorum, Türkmen
kelimesinin ziyasına gözlerim mi kamaşıyor, Türkmen sözcüğünün
büyüsüne mi kapılıyorum, diye düşünüyorum. Ama şimdiye
kadar insan oğluna sevgiden zarar gelmemiştir, milletini sevip
de zarar gören yoktur. Milletini sevmeyenden kork, herkes milletini
severse, milletler de birbirlerini sever. Kendi milletini sevemeyen
başka milletleri de sevemez, diyerek sevgimi kanıtlıyorum.
Türkmen kelimesi benim bağrımda, yüreğimin ateşinde
ısınıp, bir bebek gibi, kalbimin sevgisine sarılıp
yatıyor.
Bu sözcükde, beş bin
yıldır atını dörtnala koşturarak gelen halkın
merdane kıvancı duyması, tabii ürkekliği, yüreğinin
sevgisi yatmaktadır.
Bu sözcük, sihirli
bir sofra gibi tarihte halkımızı etrafına
toplayarak dost etti, birleştirdi, birlik haline getirdi.
(149.sayfa)
Milletimiz
en ağır şartlarda dahi ölsende milletini terk
etme diyerek birlik ve beraberlikten ayrılmanın önünü
almıştır. Dünyada halen millet olamayanlara yüreğin
sızlar, millet çığırından çıkıp,
millet denen ulvi düşünceye tarihin zararlı kalıntıları
gözüyle bakanlara ise yüreğin iki kat fazla sızlar.
(150.sayfa)
Milletimiz, bizim en büyük
gurur kaynağımızdır! Bu ulvi sözün hakkını
verebilmek için yaşıyoruz, ölsek bile Türkmen olarak ölmeyi
arzu ediyoruz.
Uzak ya da yakın
bir yurtta sefih ve sefil bir hayat sürersen, O kişi öyledir
demezler, O millet öyledir derler.
Uzak ya da yakın
bir yurtta göğsünü gererek, izzet ve onurunla gezersen: İşte,
o Türkmendir! Onlar tarihin akışına yön veren halktır
derler.
(150.sayfa)
Türkmen, bizim
milletimizin adı.
Atalarımız bu
sözü bayrak gibi kutsal sayıp en çetin düşmanlarına
karşı mertçe savaşmışlardır. Göğsünden mızrakla
vurulup semaya gözlerini dikip can verirken bu sözcük ona ayrılmaz
yoldaş olmuştur.
Millete olan sevginin
arkasında görev, sorumluluk duygusu ve aksiyon yatmaktadır.
(150.sayfa)
Türkmen milleti, Büyük
İskenderin, Cengiz Hanın, Timurlenkin ve diğer
istilacıların amansız zulümlerinin, yıkıp yağma
etmelerinin üstesinden gelmiş, Oğuz Handan miras aldığı
mukaddesatlarını, adını, onurunu, geleneklerini,
medeni mirasını bugünkü şanlı günlerimize ulaştırmayı
başarmıştır.
Büyük Türkmen
milletimiz, o korkunç afetlerden, belalardan ulvi Türkmen
kelimesini kendilerine bayrak edinerek çıkmıştır. Türkmen,
ateşin içinden milletini kurtarmıştır.
Hal böyle iken nasıl
kıvanç duymayayım aziz halkımla!
(151.sayfa)
Türkmen
milleti bir bütün olarak yeniden doğdu. Bağımsız,
tarafsız devlete sahip olmak, sadece milletin çıkarları,
milletin birliği, milletin bütünlüğü ve bölünmezliği
ile mümkündür.
(152.sayfa)
Sana atılacak çamur
bana değsin, aklığım, paklığım
seninkidir, Türkmen!
Bütün sevgim sana
olsun, cebrü cefa bana, Türkmen!
(150.sayfa)
Kabile ve aşiret düşüncesi
geçicidir, milli bütünlüğe ulaşmak için bir alt basamaktır.
Şimdilerde bu düşünce milletin bütünlüğünü zedeler.
Kabilecilik anlayışını artık bırakalım!
Kabile ve aşiret tartışması geçmişte kalsın, her
bir Türkmen kabile ve aşiret tartışmasının olmaması
için çabalasın. Türkmenler kardeştirler.
Aziz insanlar, Türkmeni
istikbale taşıyacak yine Türkmendir.
(152.sayfa)
Bugün dünyada 22
milyondan fazla Türkmen vardır, bizim Bağımsız ve
Tarafsız diyarımızda 5.500.000 Türkmen yaşıyor.
Burada şunu özellikle belirtmek istiyorum: Bizim topraklarımızda
kırktan fazla farklı milletlerden insanlar yaşamaktadır,
onlar da Türkmenler ile tek vücut olup, barış, birlik ve
mutluluk içinde, yaşıyorlar. El-ele verip üretimin değişik
sahalarında çalışıyorlar. Nüfusumuzun yüzde ikisini
Özbekler, yüzde birini ise Ruslar oluşturmaktadır. Toplam nüfusumuzun
yüzde beşlik kısmı başka milletlerdendir.
(152.sayfa)
Türkmen, diğer
milletlere öz kardeşi, dostu nazarıyla bakar. Türkmenlerde
ırkçılık yoktur. Türkmenler başka milletlerin
diline, dinine, geleneklerine ayrı bir saygı duyarlar. Türkmen
Devletinin kanunları önünde Türkmenistanda yaşayan bütün
vatandaşların hak hukukları eşittir.
(152.sayfa)
Türkmen milleti, sofrasını
mukaddes saymıştır. Sofra birliğin almetidir, o Türkmeni
etrafında toplar. Sofra Türkmenin andıdır. Türkmene
hanın kim? diye sorulduğunda o Desterhan(sofra)
diye cevap vermiştir.
(153.sayfa)
İyiyi-kötüyü ayırdedip, okuma-yazmayı
öğrendikten sonra ben, aziz vatanımın da yetim olduğunu,
halkımın esir olduğunu anladım.
(154.sayfa)
Leningradda okumaya başladığımda çok
sevdiğim memleketimden ayrı düştüm. Kütuphanelere giderek,
vatanın koynundaymış gibi kendimi tarihin derinliklerine saldım.
Leningradda okuduğum yıllarda halkımın beş bin yıllık
tarihini satır satır okuyup, öğrendim.
(156.sayfa)
Türkmen
milleti uzun yıllardan sonra milli özelliklerini korumakla
kendisine çok büyük manevi güç toplamayı başardı. Bu
tarihi temelin ve geçmişin tecrübelerine dayanarak, geçiş
devrinde, ülkemizde refahı ve istikrarı korumayı başardık.
(157.sayfa)
Tarihte ecdadımız kendilerini
dünyaya kılıçla tanıtmışsa, bugün biz kendimizi
aklımız, zengin manevi değerlerimiz ile tanıtırız.
Türkmenistan, benzeri olmayan harika Ahalteke atları ile, dünya
sanatının harika örneklerine dönüşen halıları ve
sınırsız tabiat zenginlikleri ile tanınmıştır.
Bugün ise Türkmen milleti barışçı ve uzlaşmacı
siyasetinin tüm dünya tarafından tanınması için çaba
harcıyor. Büyük düşünürümüz Mahtumkulu Firaki: Önüne
bak, arkanı unutma; hoş söz söyle, öfkeni yut; söyleyebilirsen
yahşi söyle, halk yamandan bizardır (bıkmış usanmış)
diye doğru ifade etmiştir. Ben yarınki mutlu günümüzü görüyorum.
Bugünkü ve yarınki mutlu hayatımıza hiç bir şeyin
zarar veremeyeceğine inanıyor ve sürekli tarafsızlık
statümüz ile çok gururlanıyorum.
(158.sayfa)
Millet, sadece milli devletin varlığıyla
oluşuyor. Bu yüzden millet, halk olmaktan farklıdır. Halk
kendisine ait değerleri siyasi bir hareketle hayata geçiren devlet
nimetinden mahrum olduğundan tarihi geleceği belirsiz bir
topluluktur. Bu demektir ki geleceği belirsiz olduğundan o
halkın yok olması da varlığını sürdürmesi
de mümkündür. Varlığını sürdürmenin sadece tek
bir yolu vardır, o da millet olmaktır. Millet olmak demek ise,
devlet sahibi olmak demektir.
(159.sayfa)
Marksizm, tarihi gerilemeler olmayan sadece ilerlemeler
kaydeden tek taraflı bir dönem olarak tanımlar: Ona gore
evvela boy oluşur, boydan halk, halktan millet v.s
(159.sayfa)
Tarihe baktığımızda,
Türkmenin millet olma sürecinin yeni olmadığını
görürüz. Fakat bu milletin tarihi kaderi öyle karmaşık ki,
onun hayatında sadece ilerlemeler, yükselmeler yoktur, aksine geri
kalmalar, düşüşler de olmuştur. Marksizm, tarihi gerilemeler
olmayan sadece ilerlemeler kaydeden tek taraflı bir dönem olarak
tanımlar: Ona gore evvela boy oluşur, boydan halk, halktan millet
v.s
Fakat tarih, karmaşık hadiselerin, yükselme ve geri
kalmaların içli dışlı olduğunu gözümüzün önüne
sermektedir. Türkmenin hayatı da, onun milli tarihi de böyle
çift taraflı gelişmelerle doludur. Türkmenin tarih sahnesine
çıktığı ilk yıllarda, millet olduğu dönemlerde
değişik sebeplerden dolayı yeniden aşiret ve boylar oluşup
farklı boyların bağımsız hale geçip tekrardan
millet olup, devlet kurdukları dönemler de olmuştur. Demek, günümüzde
yeni Türkmen milleti düşüncesini benimsememiz bir ihtiyaçtır
ve amacımıza uygundur.
Biz
kendi milli devletimizle, yeni Türkmen milletimizle derecesiz kıvanç
duymakta haklıyız.
(159.sayfa)
Millet,
insanların belirli ruh ve mana esaslarına göre bir
topluma dönüşmesidir. İşte bu ruh ve manaya ait esaslara göre
millet maddi olarak şekillenir. Bizim milletimizin gözesinin Oğuz
Han olduğunu bu kadar çok tekrarlamamın ana sebebi, daha
bundan beş bin yıl evvel Oguz Hanın Türkmenlere
milli-siyasi bir kimlik kazandırmasıdır. Onun ileri görüşlülüğü
ve gayreti sayesinde dünyanın ilk milletlerinden biri olan Türkmenlerin
temeli atılmıştır.
(160.sayfa)
Millet
ruh ve manadan ve onun maddileşmiş hali olan medeniyetten başlar,
herhangi bir toplumu halkı, millete dönüştürmek için,
ilk olarak ruh ve mana bütünlüğü sağlanmalıdır.
(160.sayfa)
Ben,
Türkmen milletinin atası Oğuz Handır diyorum.
(161.sayfa)
Tabiat
ile insan arasındaki gibi günümüzde millet ile devlet arasında
dengeli ilişkiler gereklidir. Devletimizde kabile-boy farklılıkları
olmamalıdır, milli birliği pekiştiren esaslar daha
da arttırılmalıdır. Boy ve kabilecilik geçmişte
kalmıştır, gelecek için milli birlik esastır.
(163-164.sayfa)
İnsan,
beden, kalp ve akıldan müteşekkildir. Milletin de kendi
bedeni, kalbi ve aklı vardır. Bedeni, maddi medeniyeti;
kalbi, dili ve musıkisi; aklı ise, milletin felsefesi ve dünya
görüşüdür.
(175.sayfa)
Birlik-beraberlik,
ebediyyen Türkmen milletinin ana ilkesidir!
(169.sayfa)
Her
bir Türkmene milletin ne ve milletin kim olduğu anlatılmalıdır.
Türkmen milletinin geçtiği şanlı yol ve bu yolun her
sayfası bu doğrultuda insanların bilinç altına
koyulmalıdır. Sovyet egemenliği döneminde manevi dünyası
boş kalmış olan Türkmenler, yani ecdadıyla ilişkisi
kesilerek, aslını unutan Türkmenler, artık şahsiyetini
milli değerleriyle süslemelidir.
(202-203.sayfa)
Biz,
millet olarak büyük tarihi hedef belirledik, kesin ve emin adımlarla
bu hedefe doğru ilerlemekteyiz.
(204.sayfa)
Her bir millet, Allahın dünya
bahçesinde ektiği gülüdür. Yüce Yaratan için, her insanın
olduğu gibi her gülün ayrı kokusu vardır. Biz kendi gülümüzün
zamanından önce sararıp solmasına sebep olamayız.
Bu yüzden gaye edindiğimiz tarihi hedeflere doğru emin ve hızlı
adımlarla ilerlemeliyiz.
(206.sayfa)
İnsanlığın gelişmesinde dünya
cemiyetine büyük katkılar sağlamış milletler ve ülkeler
çoktur. Çinde, Hindistanda büyük ilerlemeler olmuştur. Bu
ilerlemeler Oğuzlarda, yani Türkmenlerde de olmuştur. Ancak Türkmenlerin
bu ilerlemeleri hakkında dünya tarihinde gerektiği kadar
bahsedilmemektedir. Büyük Türkmen tarihinin yitip gitmesi için az
gayret gösterilmemiştir. Ta Oğuz Han döneminden beri dünya çapında
bir çok devletler kurarak, Asya, Avrupanın kaderinde,
siyasetinde, ekonomisinde, kültüründe eşi görülmemiş derecede
tarihi iz bırakan Oğuzların tarihinin göz göre göre
tahrif edilmesi, tarihte gerçekleştirdiği büyük işlerin başka
milletlere atfedilmesi az değildir. Gerçi er geç zaman her şeyi
yerli yerinde koyacaktır.
(209.sayfa)
Bizim
altın asırda, 21. Asırda, esas gayemiz dünyaya örnek
olabilecek Türkmen milletini öne çıkarmaktır. Siyasi açıdan
kendi elbisemizi kendimizin biçmesine imkan tanıyan bağımsızlık,
bütün dünyaya barış kokusunu yayan tarafsızlığımız
varken, halkımızın zengin ruhunu öne çıkararak,
insan ilişkişlerinde, çağa uygun örnek alınacak
seviyeye ulaştığımız görünmektedir.
(244.sayfa)
Millet: Devlet
kurumuna sahip olan birliktir.
Halk, topluluk, millet ise birliktir.
(254.sayfa)
Millet: Dil, din, örf-adet,
ülkü ve devlet birliğidir. Bu birlik oluştuğunda halkın
ikbali düze çıkar. Aynen yeni bir aile kuracak birbirine denk
çiftler için ev ve diğer ihtiyaçlar ne ise, millet olmak için
de devlet zaruridir.
(254.sayfa)
İnsan, gönlünde beslediği
arzulardan ümidini keserse ruhen çöker, hayal kırıklığına
uğrar. Merhamet, şefkat, dürüstlük, adalet, manevi yücelik,
birliği muhafaza etmek, milletini sevmek, komşularını
sevmek, halkını sevmek, vatanını sevmek duyguları
insanın kalbinde olmalıdır.
(288.sayfa)
Aziz Türkmenim!
Mutlu ve coşkulu günlerde
de, hüzünlü ve mutsuz günlerde de Türkmen olarak sağlam
birleşin!.. Milletin birlik ve beraberlikle yenemeyeceği güç
yoktur.
(383.sayfa)
Milletin
kendisine, gücüne, geleceğine güven ve kıvanç duyması
için ona geçmişinin yüceliği gösterilmelidir.
(398.sayfa)
Milletin tarihinde ilk
defa Türkmenin geçmişi bir bütün halinde tesis edildi.
Milletin tarihinde ilk
defa, kendi devletinin moral değerlerinde, ilkelerinde, milli değerleri
esas alan Türkmen devleti kuruldu, bunları vasıflandıran
milli bayrak oluşturuldu, bu ise egemen devletin bağımsızlığının
nişanıdır.
(399.sayfa)
Türkmenlere yeni çağda, milleti maddi ve manevi
bakımdan dağıtmadan bir bütün olarak tutacak cazibe
merkezi gerek. Bu cazibe merkezi vazifesini, şu anda sadece devlet ve
onun milli ilkeleri yapabilir.
(400.sayfa)
Milletin özü, onun zihniyetidir.
Milletin tüm maddi ve manevi varlığı,
dili, dini, kültürü, devleti, toplumu, bu özün üzerine kurulur.
(400.sayfa)
Benim yolum, tarihin
iradesini milletin eline verme yoludur.
Benim yolum, geleceği
milletin zihniyeti ve manevi moral değerleri ile bütünleştirme
yoludur.
(401.sayfa)
Dünya
halkları, milletleri, yurtları, devletleri birleşmek,
kardeş olmak, dost olmak, refah ve barış yakalamak
yolundalar.
(402.sayfa)
Türkmen halkım hiçbir
zaman büyük halkın önünde küçülmesin, küçük halkın
önünde büyüklenmesin. Türkmenler, dünyada devletlerarası,
milletlerarası ilişkilerde dengeyi koruyun, bu denge sürekli
tarafsız Türkmenistan politikasının sarsılmaz
bir sütunu olsun!
(404.sayfa)
|