Emanet hakkında

Eskiden çocukları olmayan bir karı-koca Mekke’ye hacca gitmeye hazırlanmışlar, ama bütün ömürleri süresince biriktirdikleri ikiyüz sikkeyi ne yapacaklarını bilememişler. Sonunda ikiyüz sikkenin yarısını bir bohçaya koyup komşularından birine emanet etmişler. Diğer yarısını da Türkmen komşularına emanet etmişler.

Türkmen komşu sikkeleri getiren karı-kocaya;

-O köşedeki sandığı açıp içine koyuverin, demiş.

Karı-koca sağ-salim hacca gidip geldikten sonra, emanetlerini almaya gitmişler.

Önce gittikleri komşuları;

-Komşu, paranı kullandım, yüz sikkeni yüzelli sikke yaptım, kendime de birşeyler kaldı, diye cevap vermiş. Sonra Türkmen komşularına gidip sikkelerini istemişler. Türkmen 

komşuları;

- O köşedeki sandığı aç, bıraktığın yerde duruyordur! demiş.

Hayat bu. Hiç bir şey kendiliğinden olmuyor. Türkmen, komşusundan bir emanet alıp da onu geçici olarak kullanmak zorunda kalırsa, kendi malından çok daha iyi bakar. Kullandığı şey bozulursa yerine yenisini alır ve özür diler.

Emanete iyi bak, sahibi başkasıdır!

 

(183-184.sayfa)