Ruh yüceliği

Nuh peygamber şöyle nasihat ediyordu: “Ruhunuz yüce olsun. Şad olun. Ruh yüceliği ömrünüzü ışık ve mana ile yaldızlar. Zor işinizi kolay kılar.”

(12.sayfa) 


Ben, Türkmenin başının dik, birlik içinde altın ruhta, altın çağda yaşamasını istiyorum.

Ben, sizin birlik, dayanışma içinde, müreffeh, yüce ruhlu olarak yaşamanızı istiyorum.

(149.sayfa) 


Türkmenlerin, ruh yüceliği, dünyaya örnek sıfattır. Ruh yüceliği, her zaman gerekir. Ancak durumun değişerek, sıradan kimsenin kendini kimsesizmiş gibi hissetmesi durumunda, ruh yüceliği daha çok gerekmektedir. Ruh yüceliği ümitsizlikten, gam-kederden ve üzüntüden uzak durmak anlamına gelir. İnsanoğlu yalnız olduğu için, bakıma muhtaç bir canlıdır. Bu manaya göre büyükler de bir nevi çocuktur. Çeşitli tarihi devirlerde insan kendisine destek olacak gücü oluşturmuştur. Bizim dönemimizde zorluk ve ümitsizliğe yer yoktur. Fakat tarihin en huzurlu ve güvenli dönemlerinde bile dayanacak bir güce ihtiyaç vardır. Bu, insanoğlunun fıtratının, tabiatının gereğidir.

Biz insanlara himayet etsin diye milli devlet kurduk. Türkmen ili, Türkmen milleti, Türkmen devleti her bir Türkmen’nin refah içerisinde, insanca yaşamasını teminat altına alır.

Ancak, ruh yüceliği, sadece dış görünüşün bir göstergesi değildir. Onun için iç dünya da büyük önem arz eder. Hatta dışa kıyasla daha çok zaruridir. Bunun için ferdin kendi kendini keşfetmesi, kendi değerine akıl erdirmesi gerekir. Açık gönüllü olmak, ruh yüceliğinin temelidir. Sabır ve kanaat, açık gönüllülüğün kardeşidir.

Bunları bir değer olarak kabul etmek için akıl ve idrak gerekir. Kalb gözünün açılmasından önce akıl gözünün açılması esastır. Akıl, anlaşılan ve anlaşılamayan dertlerin çaresidir..

Aklından şikayet eden vardır, ancak aklından dolayı zarar gören yoktur.

(207-208.sayfa) 


Allah Teâlâ, insanı yarattığında ona beden ve ruh vermiştir. İnsanoğlunun maneviyatı güçlü olursa fertlerin maneviyatı birleşerek cemiyetin maneviyatını geliştirir. Ferdin maneviyatı güçlü olursa, halkın da maneviyatı güçlü olur.

(288.sayfa) 


Bizim devletimizin ana hedefi, dünya edebiyatına mevzu olmuş, yüce ruhlu, fedakar, mert, yiğit ve büyük hedefler güden ideal insanı yetiştirmekten ibarettir.

(299.sayfa) 


Ruhunuz yüce, himmetiniz ali olsun. Yüce ruhlu, himmeti bol insanları Allah sever, rızkını iki misli verir, ömrünü iki misli arttırır.

Yanınıza gamlı biri gelse de, dünyadan ve insanlardan sitem etse, onun moralsizliği sizi etkiler, işinizden soğursunuz.

Tersine şen-şakrak, maneviyatı yüksek olan biri misafir olsa, o tamamen ruhunuzu ferahlatır, hevessiz yaptığınız işlere tekrar yeni bir hevesle yapışırsınız. Yüce ruhluluk ve erdemlilikte sonsuz güç vardır. Türkmen, işte o bitmez tükenmez güce sahip olmalıdır.

Hayat bir yarışmadır. İyi insanla yarışırsan iyi olursun. İyilik ve iyi insanlar size yaren olsun.

Allah, erdemli insanları sever, onlardan razı olur, onlarla övünür. Sizler de oğullarınızdan en şen olanını, en sevimlisini, hayat sevgisiyle dolup taşanını daha çok seversiniz.

Şimdiye kadar durumdan şikayet ederek kale fetheden, iş bitiren kimse yoktur. Gam ve keder tartmakla, gam ve üzüntü giderilmez. Aksine gam ve keder ağır basıp gönlünüzü kuşatır.

Ruhunuz yüce olsun! Ruh, Allah Teâlânın ten kafesine saldığı can kuşudur, mübarek üflemesi, temiz ve keremli nefesidir. Allah, onu bayram havası içerisinde bayrak gibi dalgalandırıp, hoşnut olup, neşeyle yaşayın diye vermiştir.

Yaşadığınız sürece ruhen yücelin. Ruh yüceliği size has bir bayrak gibi göklerde dalgalansın, kanat çırpsın!

Sonuçta ruhunuz dönüp dolaşıp Allah’a yönelecektir.

Onun dergâhına kederli, parçalanmış bir ruhla varılmaz. Hayatı, yaşamayı ve çocuklarınızı sevin!

Güzel vatanı, toprak anayı, keremli ülkenizi sevin!

İşte o zaman, sadece o anda ruhunuz yücelir, göklere çıkar, işiniz hayırlı olur!

(304-305.sayfa)