Sultan Sancar

Dünya seyyahları, gelin, geçin, kapımız da açık, kalbimiz de açık, seyahat edin! Oğuz Han’ın, Korkut Ata’nın, Selçuk Han’ın, alplar alpı Alparslan’ın, Melik Şah’ın, Sultan Sancar’ın, Köroğlu’nun, Mahtumkulu’nun toprağına seyahat edin!

(29.sayfa) 



Beŭik Seljuk Türkmen döwletiniò baŭdagy

Sultan Sancar'ın mozolesi

Sultan Sancar avdan gelirken, tarlasında çalışan bir çiftçiye rastlar. Sultan’ın işareti üzerine çiftçiyi derhal saraya getirir ve ona izzet u ikramda bulunurlar. Sultan onu, hazineye götürerek önüne bir çuval atar ve hazineden taşıyabileceği miktarda almasını söyler.

Çiftçi düşünür düşünür ve bir avuç altın alır. Sultan, ona niçin çuvalla almadığını sorduğu zaman, çiftçi:

- Bana, benim taşıyabileceğim altın değil, beni taşıyabilecek altın lazım, der.

(59.sayfa) 



Bağımsızlığını ilk ilan eden sultan Atsız’dır. Atsızın, Sultan Sancar’a karşı ilk hareketi 1138 (533)’de olmuş ve Sultan Sancar tarafından cezalandırılarak Harezmden kovulmuştur.

(130.sayfa) 


Selçuklu saltanatı Sultan Sancar döneminde aynen Sultan Mesut dönemi siyaseti sonucu yıkılır. Büyük Selçukluların Belh çevresindeki Türkmenler ile arası bozulur. Sultan Sancar kendi akrabaları ile savaşmak istemez, sabreder.

(222.sayfa) 


Sultan Melikşah’ın oğlu Sultan Sancar ise ilme, medeniyete büyük önem vermiştir.

(226.sayfa) 


Irak Türkmenleri arasında taht kavgaları hiç eksik olmamıştır. Sultan Sancar bu bir türlü bitmeyen taht kavgalarına son vermek istiyordu. Bu vesileyle hakimiyeti elde etmek ve siyasi iktidarı güçlendirmek için kardeşi Muhammet Tapar’ın oğlu Mahmud’u melik tayin etdi.

(230.sayfa) 


Türkmen, geleneklerini ve yolunu değiştirdiği yerde mağlup oluyor. Örneğin Merv, Maru-Şahu-Cahan’dır (Cihanın şahı, başkenti Merv). Merv, 4 bin yıl önce parlayan, gelişen, Türkmenlerin atalarının merkez şehri olmuştur. Sultan Sancar’ın hüküm sürdüğü dönemde nüfusu 2 milyonu aşkındı. XIII. asırda Cengiz Han bu güzel şehri harabeye çevirmiş, Türkmen halkı onu yeniden kurmuştur.

(294.sayfa) 


Türkmenlerin hüküm sürdüğü Selçuklular döneminde, Sultan Sancar, Enveri’nin bir rubaisini okuyup kendisini saraya davet etmiş:

Feleğin gerdişi(5), melun dünyası
Azap verip çok çektirdi külfeti.
Yerden gökten bela soruyor:
“Nerede ki Enveri’nin külbesi?”

 

Sultan, rubaiyi okur okumaz sorar:

“Ey şair, tüm belâ ve kötülük sadece senin evine gelip seni bulsa, talihinden yakınma da, düşün. ‘Benim kendimde bir günah olmasın sakın’ de. Hiç bir şey sebepsiz değildir. Sebepsiz bir çöp dahi kıpırdamaz. Herşeyin bir hikmeti vardır” demiş.

Enveri, Sultanı dinlemiş ve ne demek istediğini anlamış: “Küllükte yaşasa da, insanın gönlü Kaf Dağındadır.” Her arzusunun yerine gelmiyeceğini, herşeye uyum sağlamanın mümkün olmadığını, bir yerde uzun süre kalamıyacağının farkına varmış

(308.sayfa)