 |
 |
 |
Eski SSCB'nin
Devlet Arması (Gerbi) |
Eski Türkmenistan
SSB'nin Devlet Bayrağı |
Eski Türkmenistan
SSB'nin Devlet Arması (Gerbi) |
"Gün
güçlünün, kavurma dişlinin..."
Ben Sovyet devrinde yaşadım, daha
genç yaşımda Türkmen halkımızın ümitsizliğini,
bitkinliğini, adalete güveninin olmadığını gördüm,
iliklerime kadar hissettim. Halkımız hayata, yaşayışa
akıl yetiremiyordu o zaman. Halk arasında şöyle bir düşünce
vardı: Gün güçlünün, kavurma dişlinin..., ne yaparsan yap
zenginleşemezsin denilirdi.
(13-14.sayfa)
Türkmenlere
yalnış iftiraların atılması
Son ikiyüz yıldır Türkmenlere soyguncu ve işgalci diye
iftiralar atılmış, bu iftiralar, 1930lu yıllarda
basmacı olarak değiştirilmiştir. Bunlar, Türkmen topraklarını
işgal etmek isteyen ve baskın yapmak için başka bir mazeret
bulamayan düşmanlarının iftiralarıdır. Aziz Türkmen
Halkım, biz geçmişten ders almayı öğrenmeliyiz. Bu
konuda size, elinizdeki Ruhname destek verecektir!
(146.sayfa)
1930-1937
yıllar
1930-1937. yıllarında
milliyetçi, halk düşmanı, eşkiya diye adlandırılarak
kurşuna dizilen, sürgün edilenlerin sayısını tespit
etmek zor. Çünkü insanlar köylerde, şehirlerde, her gece
sessiz-sedasız yitip kayboluyorlardı. Onları sormaya,
aramaya korkulurdu
Türkmen halkı bu ruh çöküntüsü içerisinde
yaşadı.
(296.sayfa)
Kara dağa
karşı çıkan, dağ yiğitler kande5 kaldı?
Felek ile dövüş kuran beğ yiğitler gamda kaldı.
Alperenler şehit oldu, bunda6 garip bende kaldı,
Dünle7 çöller dükge8 düşüp inilderler, Cıgalıbeğ!
Devletli baylar9 basıldı,
azap çekip, Sibir10 gitti,
Şir11 yiğitler savaş kıldı, şehit olup kabir gitti,
Yetim oğlun kan ağladı, takati yok, sabır gitti,
Ulus illerim inleşir, yurt derbeder, Cıgalıbeğ!
(31.sayfa)
Baskıcı
siyasi düşünce
Aslında, 74 yıl içerisinde
bir tane bile sağlıklı bir dönemin olduğunu göstermek
mümkün değildir. Siyasi düşünce ağır basmış,
insanlar özgürce düşünmeyi unutmuşlardı. Onlar şakşakçılığa,
partiyi göklere çıkaran nutuklar atmaya alışmışlardı.
Fert tek başına bir şey ifade etmiyor, toplumda onun yeri tamamen
yok edilmişti. Sosyal düşünceye değer veriliyor, ferdi
sorumluluk boşa çıkarılıyordu, çünkü idari yapı
ona göre şekillenmişti. Böylece, Sovyet Demokrasisi ilkelerine yeni
toplumun yüksek ahlak açısından kazandığı başarı
olarak değer veriyordu. Fakat bütün bunların hepsi hiç bir
kıymeti olmayan, değersiz şeylerdi. Sadece bir slogandan
ileriye geçmiyordu. Bu sloganlar toplumunun damarlarına işlemiş
ve hastalık haline dönüşmüştü.
(268.sayfa)
Ey Türkmen! SSCB döneminde
neredeyse dilini yitirecektin. Rusçayı bilmiyorsan seni ne okula,
ne işe alıyorlardı. Dinini, örf ve adetlerini unuttun.
İktisadi açıdan en geri kalan ülkeydin. Milletimiz köyler
ve şehirlerde kötü şartlarda yaşadı. Evet, ak saçlı
ihtiyarlarımızın, gençlere bunları anlatması
şarttır.
Türkmenistan, SSCB hazinesine
her sene 10-18 milyar USDlik gelir (petrol, gaz, pamuk, kimyasal ürünler)
sağlıyordu, geriye 1 milyon USD bile dönmüyordu. Üstelik bu
dönemde manevi değerler yitip, gayrı meşru kazanç,
namussuzluk, hayasızlık, güvensizlik, sahtekârlık sıradan
bir durum haline gelmeye başlamıştı.
(296-297.sayfa)
Milli
kültürün küçümsenmesi
Sovyetler zamanında bizim dilimize lüzumsuz yabancı
kelimeleri sokmaya çalıştılar.
(175.sayfa)
Ey Türkmen! SSCB döneminde
neredeyse dilini yitirecektin. Rusçayı bilmiyorsan seni ne okula,
ne işe alıyorlardı. Dinini, örf ve adetlerini unuttun.
İktisadi açıdan en geri kalan ülkeydin.
(296.sayfa)
Büyük
Saparmurat Türkmenbaşı'nın Bağımsızlık için
yaptığı ilk adımları
XX. yüzyılın başında
zorla, zulümle ve kan dökülerek kurulan komünist SSCB devletinde
1987 yılından başlayarak toplumun çeşitli tabakalarının,
farklı milletlerin anlaşmazlıkları, haksızlığın
aşırı dereceye ulaşması nedeniyle devlette, hükümet
ve hakimiyet zayıflamış, düzen kaybolmaya başlamıştı.
Bu tarihi dönemde siyasi, iktisadi durumun SSCBde iyice kötüleştiğini
hissederek, bağımsızlık için, 22 Ağustos 1990
tarihinde Türkmenistan Yüksek Şurası adına bir bildiri yayınladım.
O zaman Türkmenistanda hakimiyeti, bağımsızlığı,
egemenliği, sarsılmazlığı, yabancı ülkelerle
ilişkilerinde bağımsızlığı ve eşit
haklara sahip olmayı, devlet bağımsızlığını
hukuken gerçekleştireceğimizi ilan ettim.
Son iki ay içerisinde devlet içindeki
siyasi, iktisadi ilişkiler hemen hemen tam olarak kesildi. Hayat kendi
taleplerini ileri sürdü. SSCB örgütlenmesi içinde bağımlı
ama yetkisiz olarak daha uzağa gidilemeyeceği, halkın
mutlu edilemeyeceği aşikar hale geldi.
(46-47.sayfa)