|
Türkmen! Sen moralini yüksek
tut, yaptığın işin hakkını ver, zenginleş,
zenginleştir yurdunu! Türkmeni Türkmen edecek yine Türkmendir!
Aziz Türkmen halkım! Bu işleri
yerine getirmek için aklını fikrini uyarsın diye,
kalbinde kendine tam olarak güvenmeni sağlayacak inanç olsun
diye, sana başucu kitabı olsun diye, Ruhname kitabımı
yazdım. Bu gün de yazdığım bu kitabı sana
takdim ediyorum.
(16.sayfa)
Kendi ruhi dünyası hakkında
kafa yoran, endişelenen ve kendini hem bedenen hem de aklen geliştirmek
konusunda dikkatli davranan gerçek Türkmenin gürül gürül yüreğinin,
teşne ruhunun, hisli kalbinin, şairane gönlünün yüceliğini; içten
gelen çoşku ve heyecanlarının sönmemesini sağlayan
eksilmez ruhi kaynak Ruhname olmalıdır.
(18-19.sayfa)
Benim
ana talimatım Ruhnamedir. Bir dünya görüşü sistematiği
olarak Ruhname, benim ileri sürdüğüm bütün siyasi
hedeflerimin, iktisadi medeni ve sosyal hayatla ilgili programlarımın
esasıdır, cemiyetin farklı alanlarında yapılacak
yenilikleri içeren ilkeler bütünüdür.
(20.sayfa)
Ruhname kitabı, Türkmenin Altın Asrındaki
maksadının hasıl olmasını, Türkmenin yüreğinin
sürekli heyecanlı, aydın ve ferasetli çarpmasını
sağlayan güç olmalı.
(22.sayfa)
Kendi ruhi dünyası hakkında
endişelenen ve hem bedenen hem de aklen gelişmesine dikkat eden gerçek
Türkmen için heyecanla çarpan yüreğinin, teşne ruhunun, hisli
kalbinin, şairane gönlünün yüceliğini, içten gelen çoşku ve
heyecanlarının sönmemesini sağlayan Ruhname olmalıdır.
(22.sayfa)
Ruhname; birlik beraberliğin kitabıdır.
Çünkü o Türkmen milletinin şimdiki zamanıyla
tarihini birleştirecek tek temel esastır. Şimdiye kadar Türkmen
edebiyat ve sanat tarihinde bir çok değişik Sözler, hususi Sözler,
açık ve net Sözler vardı, ama bütün bir Söz olmadı.
Ruhname bizzat bu eksikliği doldurmalıdır. Ruhname
milletin eline tek ve bütün bir tarihi yolu, tek ve bütün bir hayat
yolunu, tek ve bütün bir ruh heyecanını vermelidir. Benim
ana felsefem; birlik ve bütünlük felsefesidir.
(23.sayfa)
Ruhname, Türkmen halkının yüzünün ve
kalbinin duvağıdır! O, Türkmen halkının baş
kitabı, temel başvuru kitabıdır. O, Türkmen halkının
binlerce yıllık tarihinde yaptığı işlerin, aklının,
hikmetinin, gelenek ve göreneklerinin, örf adetinin, niyetlerinin ve
amellerinin, yaptıklarının ve ülkülerinin toplamıdır!
O, bizim tarihten aldığımız güzel derslerin
eksiklerini tamamlayarak gelecek nesillere koyacağımız
mirasımızdır! Ruhmane kitabının bir bölümü,
ilmin aydınlatamadığı karanlık geçmişimiz
ise, diğer bir bölümü bizim geleceğimizdir! Ruhnamenin bir
bölümü asuman, diğer bir bölümü zemindir!
(24-25.sayfa)
Vatandaşlarım! Bugünün,
yarının Türkmen halkı kendini tanımalı! Üstün
taraflarını, zayıf taraflarını, bilgeliğini,
nadanlığını bilmeli! Derdin ne olduğunu bilen
tabib, anında derdin dermanını da bulabilir! Kendine akıl
erdirebilen halk da kendi eksikliklerini çabucak tamamlayıp o
eksiklerden kurtulabilir! Ruhname Türkmenin kendisi hakkındaki
kitabıdır!
Ruhname, yalnız Türkmen için değildir!
Ruhname bizim aramızda yaşayan, sevincimizle sevinip, övüncümüzle
övünen, bizimle beraber bu toprakta Altın asrımızı
yaratmakta olan diğer halkların, kardeşlerimizin de kendi
kitaplarıdır!
Ruhname, dünyada yakınımızdaki uzağımızdaki,
komşumuz kardeşimiz olan diğer halkların da kitabıdır!
Bir insanı tanıdıktan sonra dost olursun! Ruhnameyi
okuyan her yabancı bizi daha çabuk tanır, daha çabuk dost
olur, bizim kendimizi dünyaya kabul ettirmeye götüren yolumuzda uzağımız
yakın olur, tanışımız dost olur!
(25-26.sayfa)
Benim, Ruhnameyi yazmaktan
maksadım şudur; tarihimizin başında kaderi gülen, dünyaya
sesini duyuran, ancak son yedi sekiz asır içerisinde küçülüp
kalan halkımızın, nüfusu az olsa da küçük halk olmadığını,
ülkesi büyük olmasa da büyük halk olduğunu, büyüklerin arasında
adı anılmasa da aslında çok büyük bir halk olduğunu,
zihninde, ruhunda, kanında, kısacası tüm varlığında
ecdadımızdan miras kalan büyüklüğün yatmakta olduğunu
ispat etmek istiyorum. Türkmen Halkının da Büyük
Britanya gibi, Büyük Hindistan halkı gibi, Büyük Çin halkı
gibi dünya tarihinde şahane izler bıraktığını;
dünya ilmine, edebiyatına, medeniyetine, genel olarak dünyanın
kalkınmasına her alanda çok büyük katkılarda
bulunan halk olduğunu aşikar etmek istiyorum.
(61.sayfa)
Ruhnameyi,
milletimin kendi geçmişini bilmesi ve yüceliğini tasavvur
edebilmesi için yazdım. Ancak mevzu sadece geçmişimizle ilgili
değildir. Kitap, geçmişte ortaya çıkan Türkmene mahsus
manevi özellikler hakkındadır. Bu bakımdan Ruhnamenin
daha önce yazılan tarihi namelerden farklı olduğuna
dikkatinizi çekmek isterim. Ben şimdi, kadimden bu yana Türkmenlerin
zihninde büyük yer tutmuş olan Oğuzname yazmak geleneğini göz
önünde bulundurmaktayım.
(62.sayfa)
Ruhnamenin yazıldığı
devirde ise gönül çeşmesi felsefedir. Ruhnamede de aslımızın
yüceliğiyle gurur ve kıvanç duyalım diye yazıyorum.
Fakat bu amaca, sadece tarihi olaylar ile ilgili malumatları vermek
yoluyla değil, onların manevi anlamını ve
felsefesini anlatmak yoluyla ulaşılabilinir. Bu da, sadece tarihi
geçmişi değil, özellikle ve bilhassa tarihi hafızayı
canlandırır.
(63.sayfa)
Ruhnameyi yazmaktaki esas amacım,
körelip kuruyan milli gurur gözesinin otunu-taşını
temizleyip yeniden açmaktır. Felsefe ilacıyla gönle can
vermektir. Boş ve manasız hale gelmiş maziyi Türkmen yaylasında
yetişen çam ağaçları gibi canlandırmaktır. Çünkü
vurdumduymazlık çok ağır bir dert ve kaygıdır.
Ama, bir kimsenin zihninde tarihi
hafıza uyanırsa, o çoktan tarihin devamı haline gelmiş
demektir. Bu kimsenin manevi hayatı ve yaşama kabiliyeti yeniden
canlanan pınar gibi kaynamaya başlar. Onun zihni ve kalbi, tarihi
ve manevi devamlılığın meydanına dönüşür.
Bu kimsede atalarının ruhu, atalarının hafızası,
hatta kılcal damarlarına kadar ataları yeniden canlanır.
Bu kimse, ana toprağın sevgisini, ata vatanın himayesini
hissederek yaşama kabiliyetine sahip olur. Bu kimse kendi şahsını,
nesillerin kopmaz zincirinin bir halkası gibi hissetmeye başlar. Böyle
biri, manevi yalnızlıktan ve yabancılaşmaktan azat olmuş
kimsedir. İnşaallah, Ruhnamenin felsefi kaynağının
billur suyundan kana kana içen nesiller, manevi açıdan yeterli, güzel
insanlar olarak yetişirler.
İnsanı, hayat; şahsiyeti
ise tarih terbiye eder.
Ruhname, gönülleri açan (gönül,
çeşme, kaynak anlamında) ve aklılların susuzluğunu
gideren (akıl, susuz teşne anlamında) kitaptır.
(64-65.sayfa)
Ruhnamenin temel özelliği, benim geçmişi-geleceği
nazara alarak beyan etmemdir. Bana göre geçmiş, geleceğin
meydana gelme imkanıdır. Ben mazide dolaşırken geleceği
aradım.
Ben Ruhname vasıtasıyla geçmişi, bu günü
ve geleceği bir ipe dizdim.
(65.sayfa)
Ruhnamede, Türkmen halkının
binlerce yıl içerisinde olgunlaşan tarih şuuru, manevi güç ve
kuvveti bir araya toplanmıştır.
Ruhname bir gemidir. Bu gemi, Türkmen
tarihinin uçsuz bucaksız denizinde, geçmişin haberini geleceğe
iletmekle görevlidir.
Ruhname bir çapardır. Bu çapar,
geçmişin sırlı ve zaruri haberlerini geleceğe
iletmektedir.
İşte bu yüzden ben şöyle
diyorum:
Türkmen ruhu bir alem ise,
Ruhname bu alemin yerini tam olarak tutamaz. Bu en azından hacim
olarak imkan haricidir.
Ancak Ruhname, bu alemin merkezi
olmalıdır. Bu alemde meydana gelen ve meydana gelecek tüm
kozmik cisimler, onun çekim alanında, kendi yörüngelerinde yaşamaya
devam ederler.
(69.sayfa)
Sevgili halkım!
Şimdi, Ruhnameyi yazma
konusundaki özel ve şahsi sebeplerimden ve benim bu işe yönelmeme
sebep olan şeylerden bahsetmek istiyorum. Devlet Başkanının
felsefi konularda yazmasını nasıl anlamak lazım?
Bunu devrin özelliği ve omuzlarıma yüklenen yükle izah
etmem gerek. Elbette, başka bir dönemde yaşamış olsaydık,
ben sadece
devlet ve siyaset işleriyle meşgul
olur, bununla yetinirdim. Ancak devrimiz, bin yılların değiştiği
devirdir. Bu dönemde, beş veya on yıllık programlar, bizim
devletimiz için asla yeterli değildir. Şu anda, sadece devlet
kurmak değil, milleti bir ülkü etrafında toplamak ta
gerekmektedir. Çünkü milleti uzun ömürlü kılacak manevi ilke
ve kriterlere ihtiyaç vardır. Dönem ne kadar karışık
olursa o kadar uzağa bakmalıyız ve o kadar uzaktan görmeliyiz.
Bu tür bakışlar ise, ancak her şeyi cami manevi bir çalışma,
tarihi ve manevi bir düşünce ile sağlanabilir.
Büyük tarihi değişikliklerin
meydana geldiği dönemler, sıradan bir devlet başkanının
omuzlarına yüklenmesi gereken yüklerden daha ağır yükleri
ve sorumlulukları omuzlara yükler. Toplumun tüm temelleri belli
bir talimat üzerine bina edilmelidir. Çünkü millete kesin, bir bütün
halinde olan ve son şeklini almış kriterler gerektir. Ruhname, bu
tür ölçülerin asıl örneğini göstermektedir.
(69-70.sayfa)
Ben Ruhnameyi, Türkmen milletinin varacağı
menzile çerağ olsun diye yahşi niyet ile hazırladım.
(149.sayfa)
|