|
Aşiret
ve boy anlaşmazlıklarının dışarıdan düzenlendiğine
tarih şahittir
XVII yüzyıldan itibaren Rusların
Hazar denizinin kenarına gelmeleriyle, Rus-İran ilişkilerinde
Türkmenin kale alınmadığına, yerleşim
yerlerinin azaltıldığına, Türkmen halkının
aşiret ve boy anlaşmazlıklarının, komşu devletler ile
toprak ve su ihtilaflarının dışarıdan düzenlendiğine
tarih şahittir.
(45.sayfa)
Türkmenler arasında kabilecilik düşüncesini
sokmak, onlar arasında anlaşmazlık, geçimsizlik, dağınıklık,
devletsizlik oluşturmak da düşmanların bize karşı metodlu
bir şekilde oynadıkları oyundu.
(46.sayfa)
Kabile ve aşiret düşüncesi
geçicidir, milli bütünlüğe ulaşmak için bir alt basamaktır.
Türkmenistanın bağımsız devlet
olduktan sonra, kabile ve aşiret düşüncesi Türkmen milletinin birliği
için zararlıdır. Ben bu konu ile ilgili olarak aziz Türkmen
halkım, sana şöyle sesleniyorum:
Türkmen milleti bir bütün olarak yeniden doğdu.
Bağımsız, tarafsız devlete sahip olmak, sadece
milletin çıkarları, milletin birliği, milletin bütünlüğü
ve bölünmezliği ile mümkündür.
Kabile ve aşiret düşüncesi geçicidir, milli bütünlüğe
ulaşmak için bir alt basamaktır. Şimdilerde bu düşünce
milletin bütünlüğünü zedeler. Kabilecilik anlayışını
artık bırakalım! Kabile ve aşiret tartışması
geçmişte kalsın, her bir Türkmen kabile ve aşiret tartışmasının
olmaması için çabalasın. Türkmenler kardeştirler.
(151-152.sayfa)
Kabilecilik
geçmişte kalmıştır
Devletimizde kabile-boy farklılıkları
olmamalıdır, milli birliği pekiştiren esaslar daha da
arttırılmalıdır. Boy ve kabilecilik geçmişte kalmıştır,
gelecek için milli birlik esastır.
(163-164.sayfa)
Millet
ebedidir, kabileler geçicidir.
Türkmenin altın şahsiyetinin
zihninde, bütün milli duygular ve bütün milli değerler ilk sıraya
sahip olmalı, kabilecilik ve ırkçılık düşüncesini
ise Altın Asırda yok etmemiz gerekir. Bunların yok
edilmesi için, kabile farklılıklarını oluşturan
tarihi sürecin sınırlarının dışına çıkmamız
gerekir. Tarihin derinliklerine dönersek,
günümüzdeki kabilelecilik anlayışının
olmadığı dönemlere de ulaşabiliriz. Ancak Türkmen
Milleti o dönemlerde dahi varlığını sürdürmekteydi.
Oğuz Han ile başlayan, orta asırlarda kendini kabul ettiren Türkmen
milleti beş bin yıllık tarihe sahiptir.
Millet ebedidir, kabileler geçicidir. Milliyet toplumu
ebediyete taşır, kabilecilik ve aşiret düşüncesi ise toplumun
kısa ömürlü olmasını netice verir. Her bir Türkmen
ferdi bu düşünceyi kendine ilke yapmalıdır. Hayat gerçeği,
hayatı anlamaya bağlıdır. Biz Türkmen olduğumuzu
ne kadar derinlemesine, ne kadar sağlam anlarsak, Türkmenliğimiz
o derece pekişir.
(203-204.sayfa)
Böl,
parçala ve yönet siyaseti
Son sekiz asırdan beri meydana gelen iç karışıklıklar,
ayrılıkçı hareketlerin ne demek olduğunu Türkmenlere
çok iyi anlatmışlardır. Sekiz asırdır etrafındaki
yakın ve uzak devletler böl, parçala ve yönet siyasetini
kullanarak Türkmenlerin arasına fitne sokup, anlaşmazlıklar
oluşturarak küçüklü, büyüklü kavgalara sebebiyet verdiler.
(264.sayfa)
Devletin istikrarlı gelişmesine zarar
verebilecek olan yedi unsuru özellikle belirtmek isterim:
Birinci unsur: Ehil olmayan yönetici;
İkinci unsur: Kabilecilik ve hemşericilik anlayışının
yaygınlaşması;
(270.sayfa)
|