|
İçi
dışı süslü kaşaneler güzeldir, ama içinde seni
anlayacak birinin olduğu ev daha güzeldir. Cennet gibi güzel
yurtlar iyidir hoştur, ama kendi memleketin, Ata Vatanın daha
güzel, daha sevimlidir.
(31.sayfa)
Biz, dünyaya
yayılan Türkmenin Ata Vatanında taht kurarak Türkmen
halk devletini kurduk.
(60.sayfa)
Ama, bir kimsenin zihninde tarihi hafıza uyanırsa,
o çoktan tarihin devamı haline gelmiş demektir. Bu kimsenin
manevi hayatı ve yaşama kabiliyeti yeniden canlanan pınar
gibi kaynamaya başlar. Onun zihni ve kalbi, tarihi ve manevi devamlılığın
meydanına dönüşür. Bu kimsede atalarının ruhu,
atalarının hafızası, hatta kılcal damarlarına
kadar ataları yeniden canlanır. Bu kimse, ana toprağın
sevgisini, ata vatanın himayesini hissederek yaşama
kabiliyetine sahip olur. Bu kimse kendi şahsını,
nesillerin kopmaz zincirinin bir halkası gibi hissetmeye başlar.
Böyle biri, manevi yalnızlıktan ve yabancılaşmaktan
azat olmuş kimsedir. İnşaallah, Ruhnamenin felsefi kaynağının
billur suyundan kana kana içen nesiller, manevi açıdan
yeterli, güzel insanlar olarak yetişirler.
(64-65.sayfa)
Benim
burada beyan ettiğim duygularımın, Ruhnameyi
yazmaya başlamamdan çok zaman önce kalbimde mesken tutan hislerim
olduğunu gayri ihtiyari anlamam kendim için de rastlantı
oldu. Bu hisler, benim gençlik çağlarımda, vatanın
ruhunu ve kıymetini, vatan sevgisini anladığım
anlarda meydana gelmişti. Vatan ile sırdaş olmamın arkasında
ise, kaderimizin, yani vatanımın ve benim kaderimin
benzerliği yatıyordu. Ebeveynimden ve kardeşlerimden ayrıldıktan
sonra ben kendimi ruhen ve bedenen yalnız hissetmekteydim.
Vatan da aynı durumdaydı. Ben, tarihteki erlerinden,
kahramanlarından ayrı düşen vatanın hasretini
iliklerime kadar hissediyordum.
(73.sayfa)
Kıpçak Köyü ile
Aşkabat şehri, Büzmeyin ile İmam Kasım Mezarlığı
arasındaki mesafeyi yaya geçtiğim anlarda, vatanın
yalnızlığını, kimsesizliğini ve manevi
ıssızlığını hissediyordum.
Bomboş kalan tepeler,
ıssızlaşan ovalar, kurumuş pınarlar, başları
eğilmiş serviler, kulübe haline gelen görkemli binalar, yalnız
kalan Vatan, bütün bunların hepsi dış dünyamda değil,
içimde, yani kalbimde ıstıraplar yaratarak yaşıyordu.
Vatan, bana yüzüne
tokat atılıp, sokağa bırakılmış
kimsesiz bir kadını hatırlatıyordu.
Vatanla
kaderimin aynı olması, son zamanlarda beni bir felsefi keşfe
zorlamıştır. Neden dersen, istediğin felsefi keşfin
ilk şartı, duygusal keşiftir.
(73-74.sayfa)
Köroğlu Beyin
ruhu:
-Doğru yolu
olan millet mutludur. Milletin mutluluğu, vatanını,
yurdunu cesurca koruyabilmesindedir. Milletin mutluluğu, bugün
senin elinde. Sen Türkmen milletine altın hayatın yolunu
göster, bu senin talimatın olur, bu senin yolun olur,
Saparmurat! dedi.
(148.sayfa)
İyiyi-kötüyü
ayırdedip, okuma-yazmayı öğrendikten sonra ben, aziz
vatanımın da yetim olduğunu, halkımın esir
olduğunu anladım. Yaradanın aydınlık dünyasında
gözlerimden boncuk boncuk yaş dökmesem de, yüreğim kan ağlayarak
gezip dolaştım. Esirin, canından vazgeçip ülkesini aradığı
gibi, yetimin ana-babasını, yakın akrabalarını
aradığı gibi, ben de, kitaplar dünyasına dalıp,
merdane ecdadımın ruhlarını aradım.
(154.sayfa)
Leningradda okumaya
başladığımda çok sevdiğim memleketimden ayrı
düştüm. Kütuphanelere giderek, vatanın koynundaymış
gibi kendimi tarihin derinliklerine saldım. Leningradda
okuduğum yıllarda halkımın beş bin yıllık
tarihini satır satır okuyup, öğrendim.
Uzak yolculuğa çıkarken
anan yol azığı verir, benim ise anam yok, azık
yerine gönlüme Türkmen sözünü salıp gittim.
Uzak yolculuğa çıkarken
baban hayır dua edip gönderir, benim ise babam yok, ben Vatanımın
hayır duasını alıp gittim.
(156.sayfa)
Kim vatanını
başına taç ederse, vatan da onu bağrına basar.
(165.sayfa)
Dede Korkut zamanında
er yiğitlere, deliler denirmiş. Deli Dumrul, Deli Garçar.
Köroğlu destanında Deli Metel, Harman Deli. Deli
ismine sahip kişi, kendini vatanı için feda eden kişi
demekmiş.
(170.sayfa)
Vatanı mukaddesliğe
taşıyan, vatan için ölen yiğidin ölmeyeceğine bütün
kalbi ile inanan halk nasıl gözüpek olmasın!
(171.sayfa)
Oğuznameyi,
Dede Korkutu ya da Köroğluyu okuyun; tabiat ile öyle
güzel bir uyum ve ilişki görürsünüz ki, bu baba ile oğul
arasındaki ilişkiyi hatırlatır. İşte bu yüzden
Türkmen milleti vatanına Ata Vatan demektedir.
(180.sayfa)
Göktepe savaşına katılan
komutanlar ve askerler, bu savaşın tarihi ve genel olarak Türkmenlerin
yurdu hakkında yazdıkları eserlerinde, hepsi ağız
birliği etmişçesine, Türkmenlerde tek bir haine bile rastlanmadığını,
hain şöyle dursun, yol sormak için bile kimseyi bulamadıklarını
söylerler. Vatan, bağımsızlık gibi değerler karşısında
Türkmenlerin para ve altın gibi şeylere hiç değer
vermediklerini belirtirler. Asil kanlı Türkmen evladının
hainlik nedir bilmediğini milletimiz asırlar boyu bilir. Ama
tamahkarlık ve zayıflık sebebiyle vatanı satan bazı
kişilerin olmadığını da söylemek doğru değildir.
Göktepe savaşında da böyle bir iki hain çıkmıştır.
Rus Çarı tarafından iltifat görüp omuzuna giydiği
kaftana karşılık vatanına ihanet eden bedbahtlar olmuştur.
Onların zaten kader cezasını vermiştir. Bu gerçeği
milletimiz bilmelidir. Geçmiş tarihimizdeki acı, tatlı bütün
hakikatleri bilmemiz gerekir.
Ata vatanına hainlik
edecek kişiler bizim aramıza sokulmasın!
(188.sayfa)
Ey kardeşim, Türkmen,
gökyüzünün altında, mukaddes toprağın üzerinde,
elli asırdır Allah inancıyla yaşamaktadır.
Atalarımızın emek ve gayretleriyle kemale gelen
millet, ruhun beden ile birleştiği gibi vatanıyla birleşmiştir.
Biz bu aziz vatanda dünyaya gelmiş ve bu sema ile bütünleşmişiz.
Yüce milletine layık olmak, her bir Türkmenin boynunun
borcudur!
(200.sayfa)
Türkmenin, altın
asırda kalbi vatan diye atan nesillere, bütün düşüncesi
vatan olan akıllara ihtiyacı vardır. Vatan ve millet,
herbir ferdin dilinde vird, işlerinin teşvikçisi olmalıdır.
(201.sayfa)
Türkmenin, altın
asırda kalbi vatan diye atan nesillere, bütün düşüncesi
vatan olan akıllara ihtiyacı vardır. Vatan ve millet,
herbir ferdin dilinde vird, işlerinin teşvikçisi olmalıdır.
(210.sayfa)
Toprağı sevmeyen, vatanı
sevemez.
[Oğuz Hanın
vatan, toprak hakkındaki nasihatları:]
(211.sayfa)
Halkına, vatanına, Serdarına inanan Türkmen
27 Ekim 1991 Tarihinde Bağımsız Türkmenistan
devletini kurdu. Bağımsızlık bize; halkına,
vatanına, adaletine olan güveni, atamız Oğuzun 24
boyunun birlik beraberliğini kazandırdı. Egemenlik
ile millilik birleşerek hür vatanımızda bağımsız
devlet olduk. Bayrağımızı ve devlet nişanlarımızı
kökümüzün derinliklerindeki cevher manalardan aldık.
(241.sayfa)
Devlet, düşünce ve değerler bütünlüğüdür;
vatan ise duygudur, kalp değerleri bütünlüğüdür..
(244.sayfa)
Aziz
Türkmen! İşte bu toprak, şu bağlar, ovalar, çöller,
dağlar ve yaylalar bizim atavatan olarak ifade ettiğimiz
kutsal topraklardır. Biz atavatan dediğimizde atalarımız,
atalarımız dediğimizde ise atavatanımız
akla gelmektedir.
(245.sayfa)
Atalarımız
atavatana gösterdikleri sevgi ve saygının misal ve örneklerini
bırakıp gitmişlerdir.
İşte Türkmenin
atavatana beslediği sevgiyi gösteren bir misal:
Daha Oğuz Hanın
devleti kudretli, ihtişamlı yıllarına ulaşmadığı
dönemde bir güçlü devlet fırsatdan istifade, savaşıp oğuz
yurdunu almak ister. Bir elçi göndererek, ülkesindeki en iyi atı
vermesini ister.
Oğuz Hanın
komutanları:
Düşmanın niyeti iyi
değil, vuruşalım. Fakat seçkin küheylanlarımızı
vermeyelim. derler.
Oğuz Han:
Şerrin ehveni varken büyüğünü
tercih doğru değildir. Belli olmaz, birden düşmana yenilirsek,
o zaman bütün atlar düşmanın eline geçer. En iyisi bir at verin
gitsin. diye cevap verir.
Seçme atı alıp
giden elçi yeniden daha kötü bir haber ile geri gelir. Bu sefer düşman
yurdun en güzel kızını ister. Komutanlar:
Böylesi alçaklık
olamaz, bu kez bizden namusumuzu istiyor, savaşmaktan başka çare
yoktur derler. Fakat riyaset ve kiyaset sahibi Oğuz atamız:
Savaş olursa nice mert yiğitler
ölür, belli olmaz birden düşmana yenik düşersek, o zaman kız-kızanımız,
gelinlerimiz, karılarımız düşmana esir olur. Şerrin
ehveni varken, büyüğünü seçmek akılsızlıktır,
der.
Oğuz ilinin en seçkin güzelini
alıp götüren elçi, bu kez daha ağır teklifle gelir ve
yer talep eder. Savaşdan başka çare olmadığını düşünen
ve o süre içerisinde savaş hazırlığı yapan Oğuz
Han:
-Ser veririz, yer
vermeyiz! der ve derhal savaş ilan eder. Azgın düşmana haddini
bildirir.
(247-248.sayfa)
Devlet Başkanı
olarak, tayin edilen idarecilerin halkın ve vatanın
menfaatlerini gözeten, kendisine güvenilen, görevine canu- gönülden
yapışan kişilerin olmasına dikkat etmeliyim.
(269.sayfa)
Deli gönlüm
telvas eyle, aram cayım vatandadır,
Oku, öğren, ihlas eyle, şöhret şanım vatandadır,
Kıştan sonra kükrep gelen coşkun yazım vatandadır,
Yasım savıp, toyum tutcak yakın yadım vatandadır,
Yad ellerden mesken olmaz, göbek kanım vatandadır.
Büyük Saparmurat Türkmenbaşı'nın
ĞVatandadırğ şiiri
(275.sayfa)
Ben Türkmenin manevi dünyasından
bahsederken, her zaman onun yürek ve gönül coşkusundan, insanoğlunun
dünyada her zaman ümit içerisinde yaşamasından ve bu ümide
erişeceğini bilmesinden, vatana, halkına, adalete inanmasından,
kendisinin arzu ve dileklerinin tatmin edileceğini bilmesinden
bahsediyorum.
(288.sayfa)
Günümüzde de Eh,
SSCB dönemi iyiydi diyen insanlarla karşılaşıyoruz.
Aziz Türkmenim, yanılma, kendi ölçülerinle vatanın, bağımsızlığın
büyüklüğünü ölçme! Bunlar paha biçilmez değerlerdir.
(296.sayfa)
Güzel vatanı, toprak
anayı, keremli ülkenizi sevin!
İşte o zaman, sadece o
anda ruhunuz yücelir, göklere çıkar, işiniz hayırlı
olur!
(305.sayfa)
Manevi heyecan da insanın
ilk başta kendi halkı ve vatanı ile yüreği bir
olunca coşar. Yürek birliği, kendini, yüreğini,
vatandan, halktan ayrı tutmayan sevgidir. Ruh yüceliği
olan insanın yüreği, canı onun aziz vatanıdır.
(309-310.sayfa)
Vatan düşüncesi geniş
ve derin bir kavram olup çok anlamlar içermektedir. Eş, çocuk,
kardeş, akraba, devlet, dost, doğum yeri, meslektaş, geçmiş
ve bugün, bunların hepsi vatan denilen kutsal değer ile açıklanmaktadır.
(310.sayfa)
İnsanoğlu,
ruh ve maneviyat hakkındaki fikir ve düşüncelerinde olgunluk
derecesine ulaştığında Yaratanın birliği
ve tek Tanrı fikrine ulaşmıştır. Bunun gibi fert de
kendisi için önemli olan değerleri umumileştirip ve hem de
şahsiyetleştirip, onları vatan denilen tek bir sözcükle
anlatır. Vatan birdir, tekdir. Bir ve tek demek, yeğ
demek, aziz demektir.
(310.sayfa)
Şuur ve gönül
itibariyle Vatanın azizliğini idrak etmiş Türkmen, hiç
bir zaman ruhen ve manen çökmez. Çünkü onun için vatan,
hikmette delile, yürekte muhabbete, ahlâkta sarsılmaz inanca,
çalışmada gayrete, herekette berekete dönüşmektedir.
(310.sayfa)
Benim hem ebeveynim,
hem de hamim Allah oldu. Şimdi de yaşadığım çile
dolu ömür, başkalarından farklı olarak hayatımda
edindiğim tecrübelerim, bana, neyin ne olduğunu,
ana-babanın değerini, vatanın kıymetinin ne olduğunu
başkalarına anlatma fırsatı verdi.
(315.sayfa)
Ömür, üç kalede geçer. O
kalenin birisi ömürlüktür, diğer ikisi ise zaman açısından
birbirini takip eden bir akıştır.
Ömürlük kale senin vatanındır.
Doğduğun andan tâ Allahın verdiği son gününe
kadar sen onun içindesin.
(315.sayfa)
Esir
olmak, vatandan ayrılmak ve her türlü eza ve cefaya düçar
olmak demektir. Esir, etrafındakilerin maddi destek
vermemesinden değil, manevi destek vermemesinden, pervasızlığından,
taş bağırlı olmasından cefa çeker. Dünya ise
esirin gözüne insafsız, zalim, umumi çilehane, matemhane
olarak görünür.
(320.sayfa)
İnsanın birinci
vatanı anasıdır.
İnsanın dokuz ay yaşadığı,
insan olarak büyüyüp şekillendiği birinci vatan ana rahmidir.
İnsanı bebeklikten
çocukluğa kadar yaşatan, konuşturan, insanın bilinç ve
duygularını geliştiren ikinci vatan ana kucağıdır.
Ana kucağının sıcaklığından sevgi doğar.
(321.sayfa)
Çocukluktan delikanlılığa kadar
insanı yetiştiren, en güzel özellikleri kazandıran ve
kemale erdiren vatan, ananın okşayıcı elleridir. Ana
elleriyle okşanmış insanlar, hepimizin umumi kucağımız
olan vatanı sevmeye hazır şahsiyet olarak yetişirler.
(321.sayfa)
Ana toprak, ata vatan
diyoruz!
Ana, bize toprağı
sevmeyi, ata ise vatanı sevmeyi kanlarıyla, canlarıyla bize
bahşetmişlerdir.
(325-326.sayfa)
Vatana verdiğin
hizmetlerin, vefat ettikten sonra da yararlı olacaktır. Vatan
hizmetini unutma. Vatanın ayakta durabilmesi de onun unutulmamasındandır.
Ata vatanı, ana toprağı
canından sevmek ve bağımsızlığını
göz bebeğin gibi korumak mukaddes borcundur.
(336.sayfa)
Bağımsızlık
yolunda pederlerimiz oluk oluk kan döktüler. Oğuz Han, Dede Korkut,
Alp Arslan
Göktepe kalesindeki kahramanlar, Türkmeni yedi iklime meşhur
etti. Sen onların neslindensin. Sana sadece vatanseverlik ve mertlik
yakışır. Nimetlerinden istifade ettiğin vatana, aslı
helal olan anne sütüne vefalı ol. Çünkü vatan nimetleri ve anne
sütü mukaddestir.
(336.sayfa)
Aziz oğlum,
sevgili kızım! Oku! Öğren! Üret! Senin bilimli,
ilimli, hünerli olman kuvvetli vatan, bağımsız
diyar, kahraman halk için zaruridir.
(337.sayfa)
Helal rızk, helal
nasip insanın kalbini eskisinden daha temiz hale getirir. Çünkü
o insan arkasında büyük bir gücün var olduğunu
hisseder. Onun hiç kimseye karşı, Allaha karşı,
vatan ve millete karşı utanç duyacağı bir ayıbı
yoktur. Bu ruhi azatlıktır.
(369.sayfa)
Firaki,
vatan diye kan döker gözüm, / Baki bakmaktaymış hicrana yüzüm
Hızır gezen çölde iller yayılsın, / Yurt binamız
kaim olsun kurulsun
Bir sofrada eda olsun aşımız
Mert yiğit mert erden öner(2), namert asla mert olmaz, /
İşit insan doğan(3) ilden gayrımehriban yurt
olmaz!.. Yad illerin gurbetini çekmekten, / Vursa, sövse,
horlasa(4) da il yahşi
Gel gönlüm, ben sana nasihat berey, /
Vatanı terk edip gidici olma
Birbirini çapmak(5) ermes(6)
erlikten, / Bu iş şeytanidir, belki körlükten, / İhtilaflar
ayrır ili dirlikten, / Bunda(7) devlet dönüp düşmana
gelgey
Firaki aşka uğradım, / Derya girip mevce duştum(8),
/ Hor olmasın puşttan puştum (9), / Berkarar devlet
isterim
Ulu iller dağar(10), çaşar(11), / Mert erden hanı
olmasa
İhtilafa düşen ilin, / Devleti kaçmış
gibidir
Kendini yünsakal(12) eder, / Hiç ülke başsız
olmasın
Din kılıcın çalsam, tende zorum yok,
/ Fakir benim, senden ayrı yerim yok
(376-377.sayfa)
Aziz Türkmenim! Dokuz
yüz yıl evvel ecdadımızın yönetici seçimi, başkanların
görevlerini ifa edişleri ile ilgili mezkur fermanlardan kendinizin
anlam çıkaracağınızı ve vatana vefalı
olacağınızı düşünüyorum.
(397.sayfa)
Çalışalım, çalıştığımız
zaman kendi vatanımız, toprağımız için çalışıyoruz!
(402.sayfa)
Büyük devletler
kurup, keyf u safa içinde devran süren atalarımız aşkına,
vatan uğruna başını feda eden erlerin, şirlerin, koçyiğitlerin
aşkına devletimizi bağımsız, tarafsız Türkmenistanı
kuvvetli, büyük bir devlet haline getirelim.
(402.sayfa)
Ecdadımızın
al kanını, analarımızın kanlı gözyaşını
döktüğü toprağı refah içerisinde olan, sevginin,
gülüşlerin, sevincin, mutluluğun mekanı haline
getirelim, çünkü; bu toprak mukaddestir. Çünkü; bu vatan
kutsaldır!
(403.sayfa)
|