210
Dördüncü bölüm. "Türkmenin devleti"


kaydedildiği inkar edilemez bir hakikattır. Fakat bazı tarihçiler menşe ve konuştuğu dil itibariyle Arap, İran asıllı olduğundan tarihi gelişmelerin her birini İran, Arap daha sonra genelleştirilen Türk adıyla bağ kurulmasına özel gayret sarfetmişlerdir... Sovyet döneminde yetişen tarihçilerimiz ise tetkik etmeden yazıp çizen tarihçilerin art niyetlerini sezemediklerinden onların görüşlerini esas alarak tekrarlamışlardır. Bu düşüncelerin işgalci ülkenin emperyalist emeli olduğunu farkedememişlerdir.

Özellikle tarihi eserleri okuduğumda, incelediğimde Türkmen kelimesinin son 50 yıldan fazla bir dönemde Türk sözü ile yer değiştiğini tespit etdim. Ruhnamede ise Türkmen sözüne yeniden asıl anlamını kazandırdım ki bugünkü Türkmenler atalarını tanısınlar, onların ruhu ile coşarak gerilsinler. Allah yardımcımız olsun!

Bağımsızlığımızı ilan ettiğimiz gün “Türkmenistan ile Türkiye iki devlet bir millettir.” diye ifade ettim. Çünkü Oğuz bir anlamda Türkmen demektir. Oğuz dili, Türkmen dilidir. Selçuklu ve Osmanlı’nın dili de Türkmen dilidir. Günümüz Türkiye Türkçesi biraz farklılaşan Türkmen dilinden ibarettir. Dinimiz, kültürümüz, kanımız birdir. Biz Türkmenler bununla iftihar ediyor Türk kardeşlerimizden de bunu bekliyoruz.

Türkmenlerin kurduğu ilk devletin üzerinden beşbin yıl geçmiştir. Bagabat, Altıntepe, Tekkale, Arı Bölgesi, Margiyana ve Eskiürgenç’de yapılan kazılarda bulunan ok-yay, diğer eserler o devre ait Oğuz medeniyeti ve devleti hakkında yeterli bilgi vererek bunu teyit etmektedir. Oğuz Han’ın hakimiyetindeki bu topraklar Oğuz Yurdu olarak tanınmıştır. Orta asırda yazılan “Hududul-Alem” adlı eserde


   210
Dördüncü bölüm. "Türkmenin devleti"