78
İkinci bölüm. "Türkmenin yolu"


Dağıyla düzüyle, deniziyle çölüyle, coşkun akan nehirleriyle bu aziz vatan, milletimize Allah’ın bir ihsanı ve lütfudur. “Bütün dünyayı gez, beğendiğin yerde yurt tut.” dense idi içi vatan sevgisiyle dolu bu milletin çocukları burdan daha güzel bir yer seçemezdi. Dünyada yetmişten fazla büyük devletler, beylikler ve sultanlıklar kuran milletimiz, gezip dolaşıp yine bu aziz vatanı yurt tutmuştur.

Bu topraktaki baba merhametini, ana şefkatini anlatmaya kelimelerin gücü yetmez

Binlerce yılın içinde bu topraklara milletimizin sevgisi sinmiştir. Belki de vatan sevgisi milletin ruhuna sinmiştir. Gerçekten de millet ile vatan, ruhla beden gibidir.

Bu toprak bizim için kerametlidir. Bağımsızlık uğrunda, vatan uğrunda canını feda eden erler, aslanlar bu toprağın bağrında yatar. Keşfü kerametiyle bütün islam alemini kendine bağlayan, karış karış her yeri gezip dua, zikir eden Mehne Baba’nın (Ebu Said Ebü’l Hayr) katre katre göz yaşları vardır bu topraklarda! Seherlerde, gece-gündüz, dağ-taş demeden dolaşıp gezen Mahtumkulu’nun ahı yatmaktadır bu topraklarda! Kıratıyla dörtnala gezen Köroğlu’nun ruhu vardır bu topraklarda.

Bu toprağa, elindeki sopayı diksen yeşillenir her yer gülistan olur, yaydan kaçan ok altın başlı buğday olur, dilden dökülen kelimeler vecize olur. Bu topraklar, koynunda yaşayanlar için bir rızık ve bereket sofrasıdır!

Dede Korkut, Hoca Ahmet Yesevi, Bahaeddin Nakşıbendi, Necmeddin Kübra, Salur Baba, Mehne Baba gibi pirlerin nefesi gibi kerametli, kudretli bu toprak bin derdin dermanıdır. Yavşan kokulu sahrasından ayrı düşüp ağlaya ağlaya kör olanın gözlerine sürsen bu toprak onun gözlerini açar.


 78
İkinci bölüm. "Türkmenin yolu"